Hamilelik ve emzirme dönemi, yeme bozuklukları, çölyak (glüten intoleransı), diyabet ve insülin direnci gibi durumlarda kişinin özel bir beslenme planı uygulamasını gerektirir. Bu program bir süre beslenme uzmanlarıyla birlikte yürütülmelidir. Bu süreçte hem anne hem de doğacak bebek için “anne beslenmesinin kişiye özel planlanması ve uygulanması” gerekmektedir. Kaliteli, fonksiyonel ve dengeli beslenme, hem anne adayı hem de dünyaya gelecek bebek için çok önemlidir.
Anne adayının yapması gerekenler (Hamilelik dönemi beslenmesi):
- Anne adayı hamilelik sürecinde bir süre beslenme uzmanıyla yol almalıdır. Bu, hem kendisinin hem de anne karnındaki bebeğin besin ihtiyacının doğru sağlanması için büyüme ve gelişmenin normal olmasına özen gösterilmelidir.
- Anne, sağlıklı kilo ile hamileliğe başlamalıdır.
- Anne, beslenmesinde hazır gıdalara yer vermemelidir.
- Anne, enerji ihtiyacını sağlamak için basit karbonhidratlar yerine kompleks karbonhidratları tercih etmelidir. Bu durumda anne kendi beslenmesini düzenlediği için bebeğin büyüme ve gelişmesi normal sınırlara ulaşır.
- Anne, mevsimsel ve fonksiyonel beslenmeye hamilelik döneminde bir süreliğine öğrenmesi ve uygulaması gereklidir.
- Anne, bu dönemde kendisinin ve bebeğinin sağlığını düşünerek hamilelik egzersizlerini yaşamında günlük rutin olarak yapmalıdır.
- Anne, beslenmesinde makro besin ögelerini (hayvansal kaynaklı gıdalar et, yumurta, tavuk, balık, süt grubu gıdalar) gün içerisinde düzenli tüketmelidir.
Yeme bozukluğu; nasıl oluşur? Kişinin tedavi süreci nasıl devam etmelidir.
Yeme bozukluğunun kişiden kişiye değişen sebepleri vardır, bunlar kişiye özeldir. Beslenme planı hazırlanırken kişinin özellikleri göz önüne alınarak kişinin içinde bulunduğu duygu durumu, duygu boşlukları dikkatle ve çok yönlü olarak ele alınmalıdır. Yeme bozukluğunun en çok bilineni, Anoreksiya Nevroza ve Bulimia Nevroza’dır. Çoğunlukla ergen gençlerde benlik ve kişilik çatışmalarıyla başlar. Gençlerin çoğunda görünen bu hastalıkların tedavisi erken ve doğru bir yaklaşımla çözülemezse ileri de tedavisi hem genç hem de aile için zor olabilir. Bu yüzden özellikle aileler, gençleri dikkatle gözlemlemeli, beslenmedeki değişimleri izleyerek bir beslenme uzmanı ve gerektiğinde bir psikologla görüşerek tedavi için doğru bir aksiyon planı gecikmeden oluşturmalıdır.
Bu problemi yaşayan gençler genellikle normal kiloda oldukları halde kendilerini çoğunlukla şişman görürler. Anoreksiya Nevroza, kilo almaktan aşırı korkarak zayıf kalan bozulmuş beden algısı ile belirti veren bir durumdur. Kişi yeme davranışını red etme ile başlar, eğer erken fark edilmezse gencin ruhsal ve bedensel sağlığı bozulmaya başlar, bağışıklık sistemi çöker, kişi sosyal çevreden kendisini izole eder. Bulimia Nevroza’da ise aşırı yemek tüketme isteği sonrasında kusma davranışı ile karakterizedir. Kişide sürekli yeme isteği vardır, beden algısında bozulma, kilo almaktan korkma ancak yeme isteğini durduramama gibi davranışlar izlenir. Yemekten hemen sonra kusma davranışı oluşur. Bu davranışın sık tekrarı başta yemek borusu olmak üzere sindirim sisteminin çalışmasını bütün olarak olumsuz etkiler. Kişi mutsuzdur, okulda başarı grafiği düşer, sosyal yaşamdan ve arkadaşlarından zamanla uzaklaşır. Bu durumu yaşayan aileler doğru tedavi yöntemlerini ve uzmanları doğru araştırarak bir yol izlemelidir.
Çölyak Hastalığı; Ülkemizde son yıllarda adını sıklıkla duyduğumuz ancak insanların çok fazla bilgi sahibi olmadığı bir hastalıktır. Tahıllarda bulunan glüten proteini tüketildiğinde emilim esnasında bağırsak mukozasına zarar verdiği için ishal, karın ağrısı ve şişkinlikle belirti veren bir durumdur. Kişi tahıl grubu gıdaları tükettiğinde sindirim ve emilim problemi yaşar, bu kişilerin glüten içeren tüm tahıl grubu gıdaları (buğday, un ve buğday unundan yapılan bütün yiyecekleri) tüketmemesi gerekmektedir. Glüten intoleransı ise enzim salgısı vardır ama yetersizdir. Bu durumda tahıl grubu gıdaların tüketim miktarı ve sıklığı azaltılarak bir beslenme programı uygulanmalıdır.
İnsülin Direnci; günümüzde adını sıkça duyduğumuz, toplumda da sıkça rastlanan metabolik bir hastalıktır. Özellikle kötü ve hatalı beslenme, özellikle de basit karbonhidrat tüketimine dayalı olarak insülin hormonu ile kan şekeri (glikoz) arasındaki dengenin bozulması ile ortaya çıkar. Karın ve bel bölgesinde aşırı yağlanma sonucu genişleyen bir beden görüntüsü oluşturur. En önemli tedavi şekli mutlaka bir beslenme uzmanı ile doğru ve dengeli beslenme alışkanlıklarının yeniden oluşturulmasıdır.
